TALİBAN VE ABD İŞGALİ
1992 yılında Kandahar’da mahalli bir çete liderini öldürmesiyle gündeme gelen Taliban, 1994’ten Şubat 1995’e kadar kısa bir süre içerisinde Hikmetyar’ın kontrolü altında olan Kandahar’ı ve güney bölgelerini ele geçirdi. Dostum’un yardımı ile Herat’ı ve Eylül 1996’da Kabil’i ele geçirdi. Hazaraların lideri de Taliban tarafından ele geçirildi.
Taliban hareketi 1995 yılında Kabil’in güneyine yerleşen Hikmetyar’la anlaşarak başkent üzerine yürümüş, iki yıl süren çabalar 1996 yılının Eylül ayında Ahmet Şah Mesud’un askerlerini kuzeye çekmesiyle sonuç vermiştir. Kabil’i ele geçiren Taliban İslam devletini kurduğunu açıklayarak Molla Muhammed Ömer’i Halifet‘ül-Müslimin (İslam Halifesi) olarak ilan etmiştir. Kabil’de kontrolü sağlayan öğrencilerin aynı gün gerçekleştirdiği ilk icraat ise BM binasında dört yıldır saklanan eski devlet başkanı Necibullah’ı asmak olmuştur.
Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesinin ardından, sadece ülkenin kuzey bölgelerinde kalan Taliban karşıtı gruplar, kuzey ittifakını oluşturmuş ve Ahmet Şah Mesud’u ittifakın başına getirmişlerdir. Bu dönemde özellikle Afgan cihadı sonrasında kendilerine Afgan Arapları denilen yüzlerce Arap, Kabil ve ülkenin güneyindeki aşiret bölgelerine yerleşmiş ve aileleriyle Afganistan’da yaşamaya başlamışlardır.
Taliban yönetimi döneminde Afganistan, adeta kendi yağıyla kavrulan bir yalnızlıklar ülkesi haline geldi. Taliban yönetimi ülkede bireysel silahları halktan toplamaya başladı. Özellikle Kabil’in Taliban’ın eline geçtiği 1996 yılından düşüşüne kadar ülkede öne çıkan en önemli husus, güvenliğin tamamen sağlanması oldu. Taliban döneminde hukuki cezalarda İslam şeriatı uygulanmak istendiyse de yoksullukla mücadele eden halka yönelik bilinçsizce girişilen bazı uygulamalar halkın tepkisini çekti. Bu arada 1998 yılında ülkede başlayan ve tam üç yıl süren kuraklık da Afganistan’ı dış dünyanın yardımına muhtaç hale getirdi. Taliban açlık ve sefaletle boğuşan ülkede özellikle Batılı yardım kuruluşlarının misyonerlik faaliyetlerinde bulunması üzerine, ABD’li yardım kuruluşlarını sınır dışı etme kararı aldı.
Afganistan’da ekonomik zorluklar sürerken Kenya ve Tanzanya’daki ABD büyükelçiliklerine yönelik gerçekleşen saldırılar bu ülkeyi bir anda dünya gündeminin birinci maddesi yaptı. Bill Clinton başkanlığındaki ABD yönetimi her iki saldırının arkasında da Afganistan’da yaşadığı bilinen Üsame bin Ladin’in olduğunu açıkladı ve Afganistan ilk kez ABD’nin doğrudan hedefi haline geldi. Bin Ladin Nairobi ve Darüsselam’da eş zamanlı yaşanan bu saldırıları sahiplenmedi. Buna rağmen ABD 29 Ağustos 1998 tarihinde Ladin’in barındığı sanılan Host ve Celalabad kentlerine saldırı düzenledi. Ardından Ekim 1999’da zaten sefalet içinde bulunan Afganistan’a karşı ekonomik ve siyasi ambargo uygulanmaya başlandı.
Önce Kandahar’da kontrolü sağlayan öğrenciler, ülkenin kuzeyindeki vilayetler dışındaki bütün kent ve kasabaları ele geçirdiler. Taliban’ın hızla yükselişi, nasıl ve kimler tarafından kurulduğu konusu her zaman tartışılmış, özellikle ABD ve Pakistan istihbaratının bu örgüt üzerindeki etkisi değişik zamanlarda kendisini göstermiştir. Birçok Afganistan uzmanının atladığı bir ayrıntı ise bu esrarengiz örgütün nasıl kurulduğu hakkında bize fikir vermektedir.
ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA’nın Güney Asya’daki en büyük merkezi Taliban’ın ilk ortaya çıktığı Kandahar’a oldukça yakın bir kent olan Quetta’dadır. Bu hareketin ilk çıktığı günlerde Pakistan gazeteleri, Quetta’daki bazı önemli toplantılardan haber vermekteydi. Aralarında ABD’li, Pakistanlı ve eski Afgan subayların bulunduğu üst düzey toplantılarda nelerin konuşulduğu üstü kapalı olarak bu gazetelerde yer aldı. Bu toplantılardan çok kısa bir süre sonra Taliban hareketinin ortaya çıkması da elbette birçok uzmanın Taliban’a temkinli yaklaşmasına neden olmuştur.