AnasayfaGENEL BİLGİLERTARİHİ ARKAPLANİNSAN HAKLARI İHLALLERİULUSLARARASI ALANDAKİ YERİ

TARİHİ ARKAPLAN:

KABİLE DEVLETLERİ

AFGANİSTAN DEVLETİ'NİN KURULMASI

KOMÜNİST DEVRİM VE SOVYETLER BİRLİĞİ'NİN İŞGALİ

KABİL'İN DÜŞÜŞÜ VE MÜCAHİTLER HÜKÜMETİ

TALİBAN VE ABD İŞGALİ

AFGANİSTAN'DA BUGÜNKÜ YÖNETİM

Genel:

Anasayfa

KRONOLOJİ

Pakistan'da Bir Afgan Mülteci Kampı

İHH İNSANİ YARDIM VAKFI'NIN AFGANİSTAN FAALİYETLER

Ahmed Şah Mesud

AFGANİSTAN DEVLETİ'NİN KURULMASI

» Sovyetler Birliği'yle İlişkiler Emir Abdurrahman’ın öldüğü yıllarda Rusya’da gerçekleşen devrimler, Afganistan’ın İngilizlere karşı Ruslarla yakınlaşmasına neden oldu. 1907 yılında İngiltere ile Rusya arasında imzalanan St. Petersburg Sözleşmesi ile bölgesel entegrasyon anlaşması yapıldı.

1747’de Ahmet Şah Abdali (Durrani) bugünkü Afganistan’ın temellerini attı. Afganistan’da kabile devletlerinin ilk defa tek bir siyasi yapı altında toplandığı bu tarih, bugünkü Afganistan’ın başlangıcını oluşturmaktadır. Afganistan’da Peştunların Sadozay aşiretinin bir mensubu olan Ahmet Şah ve kardeşi, Nadir Şah’ın ülkede etkin kabilelere yönelik hücumlarının devam ettiği bir sırada Kandahar’da tutuklanmış, ardından buraların Nadir Şah’ın eline geçmesinden sonra onun ordusuna katılmış ve önemli başarılar kazanmıştı. Ancak Nadir Şah’ın 1747 yılında öldürülmesiyle bölgede ortaya çıkan otorite boşluğundan faydalanan Ahmed Şah Durrani, Kandahar’a giderek Hacı Cemal liderliğindeki Barekzayi, Şah Veli Han liderliğindeki Bamizayi ve Cihan Han liderliğindeki Popelzayi gibi bütün Peştun kabilelerini toplayarak, Loya Jirga olarak bilinen Büyük Meclis’i oluşturdu. İlk Loya Jirga’da Ahmet Şah Durrani ülkenin kralı olarak seçildi ve Afganistan’daki bütün etnik gruplar kendisini lider olarak kabul etti. “İnciler incisi” anlamına gelen Durrani lakabını alan Ahmet Şah, böylece bugünkü Afganistan’ın temelini attı.
Ahmet Şah Durrani, hükümdarlığı süresince ufak tefek beylikleri, kabileleleri, parçalanmış eyaletleri birleştirdi. Hakimiyeti Maşhad’dan batıda Keşmir ve doğuda Delhi’ye, kuzeyde Amu Derya’dan, güneyde Arap Denizi’ne kadar uzandı. Ahmet Şah’ın en önemli seferleri Hindistan üzerine olanlarıydı. Tam altı kez Hindistan üzerine yürüyen Durrani, büyük bir devlet adamı ve askeri deha idi. Aynı zamanda Afganistan’ın kurucusu olan Durrani, mütevazı ve adil bir hükümdar olarak bilinmekteydi. Hindistan seferlerinde Özbek Buhara Emirliği ve Afgan Türkistan’ı olarak bilinen geniş bir bölgeyi ele geçiren Ahmet Şah her ne kadar Buhara Emirliği’nin üzerine asker gönderdiyse de, iki ordu Müslüman oldukları gerekçesiyle birbirleriyle savaşmamışlardı. Durrani’nin 1772 ylındaki vefatının ardından Afganistan’da kabile ayrışmaları yeniden başladı. Ahmet Şah’tan boşalan koltuğa oturan oğlu Timur Şah ülkeyi 20 yıl yönetti. Ardından oğlu Zaman Şah başa geçti. O da babası gibi, bu güçlü ülkenin birlik ve beraberliğini bir türlü sağlayamamış ve kardeşleriyle arasındaki saltanat kavgaları yüzünden ülkesine yönelik dış tehditlere karşılık verememişti. Liderliği 7 yıl sürdü. Bu arada saltanat kavgalarından faydalanan etnik unsurlar arasında da kıpırdanmalar başlamıştı. Zaman Şah’tan sonra liderliği eline geçiren kardeşi Mahmud Şah’ın halkın çok sevdiği yardımcısı Fetih Han’ı öldürtmesi, Afganistan’da Sadozaylar kabilesinin hakimiyetine son verdi. Fetih Han’ın oğlu Dost Muhammed, topladığı askerlerle önce Kandahar’ı sonra da Kabil’i alarak emirliğini ilan etti. Dost Muhammed döneminde ülkede birlik yeniden sağlandı. Aynı dönem Hindistan’a iyice yerleşen İngilizlerin kuzeyden gelebilecek Rus tehlikesine karşı Afganistan topraklarını tampon olarak kullanmak istemesi, silsileler halinde süren İngiliz-Afgan savaşlarının başlamasına yol açtı. Bu şekilde İngilizlerin Afganistan’a saldırmasıyla başlayan ilk savaş üç yıl sürdü. Dost Muhammed her ne kadar büyük bir direniş göstermişse de etrafını kuşatan İngilizlere esir düştü ve Hindistan’a sürgüne gönderildi.

İlk İngiliz-Afgan Savaşı (1839–1842) İngiliz ordusunun bozguna uğramasıyla sonuçlandı. İngilizler Dost Muhammed’den boşalan koltuğa eski Afgan kralı Şah Şuca’yı geçirdi ancak Afgan halkının İngiliz işgaline karşı direnişi sürdü. Özellikle ünlü Afgan kahramanı Ahbar Han’ın başarıları, İngilizlere büyük darbe vurdu. Bu dönemde İngilizlere en büyük darbe Celalabad yakınlarından geldi. Aralarında Hint askerlerinin de bulunduğu 16.500 kişilik İngiliz ordusu tamamen yenilgiye uğratıldı. Bu zaferin ardından Dost Muhammed tekrar ülkesine döndü ve yeniden Afganistan emiri oldu.
Ancak İngilizlerin Afganistan üzerindeki emelleri Rus tehlikesinden dolayı son bulmadı ve Afganistan’ın işgali sürekli olarak gündeme geldi. 1878 yılında Dost Muhammed’in oğlu Şir Ali’nin liderliğindeki Afganistan, ikinci kez İngiliz işgaliyle karşı karşıya kaldı. İkinci İngiliz-Afgan Savaşı (1878–1880) Emir Şir Ali’nin Kabil’de bir İngiliz heyetini kabul etmemesiyle başladı. Bu anlaşmazlık İngilizlerin desteğiyle Emir Abdurrahman’ı Afgan tahtına getirdi. Onun yönetimi sırasında (1880–1901) İngilizler ve Ruslar tarafından bugünkü Afganistan’ın sınırları çizildi ve Afganistan’ın dış ilişkileri İngilizlerin kontrolüne girdi. Emir Abdurrahman’ın İngilizlerle 1893 yılında yaptığı Durand Sınır Anlaşması’yla Afganistan’ın doğu ve güney sınırlarına dayanan İngilizler, onu yeni bir anlaşmaya mecbur bıraktılar. 12 Kasım 1893’te de, İngiliz hükümetinin Hindistan’daki dışişleri sekreterlerinden biri olan Mortimer Durand, kendi hazırladığı ve Afgan topraklarının 100 yıllığına İngiliz Hindistan’ına kiralanmasını içeren anlaşmayı Emir Abdurrahman’a imzalattı. Durand Sınır Anlaşması, bugüne dek oluşan birçok siyasi problemin de temelini oluşturmuştur. Zira Abdurrahman’ın emirliğinden sonra Afganistan’ın doğu ve güney sınırlarına dayanan İngilizler onu yeni bir anlaşmaya mecbur bırakmışlar ve 12 Kasım Durand Hattı olarak adlandırılan 2450 km uzunluğundaki bu yeni sınır, Afganistan’ı nüfusunun üçte birinden mahrum bırakmıştır. Durand hattı Afgan halkını yapay bir şekilde bölmüş ve doğal olmayan bir sınır çizmiştir. Bugün Afganlıların arasında çokça eleştirilen Durand Anlaşması, Emir Abdurrahman’ın çaresiz kalmasından dolayı imzaladığı bir teslimiyet anlaşmasıdır.
Afganistan, I. Dünya Savaşı’nda Almanların bu devletin İngiliz karşıtlığını ve İngiliz Hindistan’ı sınırı boyunca konuşlanan Afgan isyanlarını desteklemesine rağmen tarafsız kalmıştı. Fakat Afgan krallarının tarafsız kalması ülke içerisinde doğru görülmemekteydi. Abdurrahman’ın oğlu ve halefi 1919’da suikaste kurban gitti. Emir Abdurrahman’ın üçüncü oğlu Emanullah’ın Hindistan’a saldırmasıyla 1921 yılında İngilizler üçüncü kez Afganistan’ı işgal etti. Ancak İngilizler Afganistan karşısında bir kez daha mağlup oldular. Emanullah Han Afganistan’ın dış işlerini kontrolü altına aldı.
Lenin’in yayılmacı politikası, Rusların sıcak denizlere açılma projesini yeniden raftan indirdi ve bu sırada Sovyetler Birliği 1920’de bir zamanlar Afgan Krallığı’nın içinde yer alan Buhara Hanlığı’nı işgal etti. Buhara Hanlığı 1924 yılında tam olarak Sovyetler Birliği’ne katıldı ve bir milyon Buharalı Afganistan’a sığındı.