AnasayfaGENEL BİLGİLERTARİHİ ARKAPLANİNSAN HAKLARI İHLALLERİULUSLARARASI ALANDAKİ YERİ

GENEL BİLGİLER:

COĞRAFİ KONUM

DEMOGRAFİK YAPI

EKONOMİK DURUM

DOĞAL ZENGİNLİKLER

EĞİTİM VE KÜLTÜREL YAŞAM

Genel:

Anasayfa

KRONOLOJİ

Pakistan'da Bir Afgan Mülteci Kampı

İHH İNSANİ YARDIM VAKFI'NIN AFGANİSTAN FAALİYETLER

Ahmed Şah Mesud

COĞRAFİ KONUM

Orta Asya ile Güneydoğu Asya’nın önemli stratejik geçiş noktasında bulunan Afganistan, coğrafi şekiller açısından üç ayrı fiziki görünüm arzeder. Bu fiziki özelliklerden en önemlisi, ülkenin orta ve kuzey kesimlerini kuşatan sıradağlardır. Bu sıradağların en önemlileri ise Himalayalar’ın uzantısı olan ve ülkeyi batıdan doğuya ikiye bölerek kuzey ile güney arasında adeta bir set gibi duran 7.697 metre yüksekliğindeki Hindikuş dağları, güneyde Safid Kuh ve Süleyman dağı, kuzeyde ise Bend-i Türkistan dağıdır. Bu dağları, ülkenin güneyindeki Hayber Geçidi ikiye böler. Stratejik önemi olan bu geçit, Afganistan’ı Pakistan’a, eski Sovyet topraklarını (Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan) Umman Denizi, Pakistan ve Hindistan’a ulaştıran karayollarının geçtiği bir merkez konumundadır. Afganistan’ın fiziki olarak ikinci önemli yapısı, ovalardır. Yerleşim birimleri Kabil, Herirud, Andarab ve Hirmand nehirlerinin arasındaki bu vadilerde yoğunlaşmıştır. Ülkenin kuzeyindeki sulak araziler, tarım ve çiftçiliğin gelişmesinde ve bununla birlikte bölgenin kalkınmasında önemli bir rol oynamaktadır. Üçüncü fiziki özellik ise kuzeydekinin tam tersine ülkenin güneyine hakim olan çorak topraklar ve çöldür. Ormanlar çok az olup yüzölçümünün ancak onda birini teşkil eder. Afganistan’ın iklim yapısı ise, yazları uzun, sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve serttir. Güney bölgelerinde Muson yağmurlarının etkisi görülür.

Tarih boyunca ekonomisi daha çok tarıma dayalı olan Afganistan, kuraklık yüzünden bu kırsal ve çorak topraklarının büyük bölümünü kullanamamıştır. Özellikle Hindikuş dağlarında meydana gelen depremler yüzünden oluşan seller ve kuraklık toprakların yalnızca %10’luk bir bölümünün tarım alanı olarak işletilebilmesine olanak sağlamaktadır. Öte yandan kuzeyin tarımsal ve güneyin bu çorak yapısı, tarih boyunca bölgesel ve etnik çatışmalara da zemin hazırlamıştır.
Afganistan’ın denize kıyısı yoktur ancak ülke nehirler açısından oldukça zengindir. Bunların en önemlisi Orta Asya cumhuriyetleriyle sınır teşkil eden ve Kokça-Kunduz adıyla iki kola ayrılan 500 km uzunluğundaki Amu Derya nehridir. Yine İndus nehrinin bir uzantısı olan Kabil suyu ve İran’a yönelen Herirud havzası, ülkede tarım arazilerinin sulanması açısından büyük önem taşırlar. Bununla birlikte Afganistan’da nehirlerin çoğu okyanuslara ulaşmaz ve çöllerde kaybolur. Daha önce denize kıyısı olan Afganistan, 1893 yılında Britanya Krallığı’yla yapılan Durand Sınır Anlaşması’yla bu konumunu kaybetmiştir.
Afganistan coğrafi konumu ve etrafındaki komşuları itibariyle de büyük güçlerin iştahını kabartacak ölçüde jeostratejik bir öneme sahiptir. Ülkenin kuzeyinde Orta Asya cumhuriyetlerinden Özbekistan ve Tacikistan, kuzeybatısında Türkmenistan, kuzeydoğusunda Çin, güney ve doğusunda Afganistan için tarihi roller üstlenmiş Pakistan ve İran vardır. Afganistan’ın jeostratejik önemi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ABD karşısında yeni bir güç olan Çin ve 1979’daki İslam devriminden sonra sürekli olarak ABD ile gergin bir ilişki içinde olan İran İslam Cumhuriyeti ile sınırdaş olmasından kaynaklanmaktadır.
Bu jeostratejik konumunun yanı sıra Afganistan, doğal kaynakları açısından da her zaman büyük güçlerin hedefindeki ülke olmuştur. Doğal gaz yatakları, petrol, kömür, çinko, krom, demir madenleri, tuz, kükürt, altın ve kıymetli taş yatakları henüz tam olarak işletilemeyen doğal zenginlikleri arasındadır. Sovyetlerin tespitlerine göre sadece Herat ve Bedahşan bölgeleri arasında 75 milyon ton kömür rezervi vardır. Ayrıca ülkenin güneyinde berilyum ve yakut yatakları bulunmaktadır.